Güneş’e yakınlık bakımından üçüncü gezegen olan Dünya, şuan için üzerinde yaşam olduğunu bildiğimiz tek gezegendir. Güneş Sistemindeki en büyük beşinci gezegendir. Yapılan araştırmalar ve tahminler üzerine bugün üzerinde yaşadığımız gezegenimiz 4,5 milyar yıldan fazla bir sürede oluşmuştur ve kayaç yapılı bir gezegendir Dünyamız. Dünyamızın %29’u karalarlar  %71 ise sudan oluşmaktadır, su oranı yüksek olduğu için uzaydan bakıldığında mavi bir nokta gibi görünmektedir.

Credits: NASA

Etimoloji

Dünya kelimesinin (İngilizce Earth) kökeninin, İngilizce’de ve Almanca’da sırasıyla “yer” anlamına gelen “eor(th)e/ertha”, “erde” kelimeleri olduğu, Türkçe’ye ise Arapça’dan geçtiği düşünülmektedir. Bu nedenle astronomide “yer” kelimesiyle Dünya’yı ifade ederiz. Örneğin sözlük anlamı olarak yeryüzü aslında Dünya’yı ve onun yüzey kabuğunu ifade eder. 

Oluşumu

Radyoaktif tarihleme gibi çeşitli yöntemlerle yapılan ölçümlerle bulunan en yaşlı materyalin 4.568 milyar yıl yaşında olduğu tespit edilmiştir. Bu tarihin Güneş Sisteminin yaşına oldukça yakın olması, sistemin bir bütün olarak oluşmasından kaynaklanır.

Dünya’nın uydusu Ay’ın yaşı üzerine yapılan ölçümler ve araştırmalar onun da yaklaşık olarak  4,5 milyar yıl  bir yaşa sahip olduğunu göstermektedir. Bu da Ay’ın oluşumuyla ilgili özellikle bir hipotezin öne çıkmasına destek olur. Bu hipoteze göre  Mars boyutlarında, Dünya’nın %10 civarı bir kütleye sahip Theia adlı gök cisminin Dünya’ya çarpması sonucu, Dünya’dan kopan materyaller Ay’ı oluşturmuştur.

İç Yapısı

Gezegenimiz hakkında söylenebilecek ilk şey, diğer gezegenlere kıyasla oldukça fazla miktarda su içerdiğidir. Suyun yanı sıra, yeryüzünü oluşturan diğer yapı ise kuşkusuz kayaç yapılardır. Yapılan araştırmalar bize gezegenimizin iç yapısını oluşturan katmanların yoğunluğunun aşağıdaki gibi olduğunu göstermiştir:

  • Yer kabuğuğunun yoğunluğu: 2.7 – 3 g/cm3
  • Mantonun yoğunluğu: 3.3 – 5.7 g/cm3
  • Dış çekirdeğin yoğunluğu: 9.9 – 12.2 g/cm3
  • İç çekirdeğin yoğunluğu: 12.8 – 13.1 g/cm3
Vector illustration “Structure of the Earth”

Gezegenimizin merkez bölgesinde yer alan ve iç çekirdek olarak adlandırılan katmanı demir ve nikel bakımından oldukça zengindir ancak bunlar çekirdeğin muazzam sıcaklığından dolayı eriyik haldedirler. Katmanın sıcaklığı 5400 °C’ye kadar çıkar ve bu da yaklaşık olarak güneşin yüzey sıcaklığına eşittir. İç çekirdeği çevreleyen yapı ise dış çekirdek olarak adlandırılır. Yaklaşık 2300 km kalınlığa sahiptir.

Dış çekirdek ile yer kabuğu arasındaki yapı manto olarak adlandırılır. eriyik yapıda kayaç barındıran manto, yaklaşık olarak 2900 kilometre kalınlığa sahiptir. En dış katman olan yer kabuğu ise, yaklaşık 30 kilometrelik kalınlığa sahiptir. Yer kabuğu ile mantonun en dış katmanının birleştiği bölgeye litosfer adı verilir. Devasa plakalardan(kıtalar) oluşan litosfer, sürekli hareket halindedir. Depremlerle sonuçlanabilen bu hareket sonucunda, yeryüzü şekilleri oluşur.

Atmosfer

Gezegenimizin atmosferinin yüzeye yakın kısmının %78’i azottan, %21’i ise oksijenden oluşmaktadır. Atmosfer yapısı, bizim için hem meteorlardan hem de radyasyondan koruyucu bir kalkan görevi görmektedir. Atmosferde yer alan gazların yüzdeler olarak  dağılımı ise aşağıdaki gibidir;

GazFormülYüzdesi
AzotN2%78.084
OksijenO2%20.946
ArgonAr%0.9340
*KarbondioksitCO2%0.041361
NeonNe%0.001818
HelyumHe%0.000524
MetanCH4%0.000187
KriptonKr%0.000114
**Su buharıH2O%0-3 arası
*Karbondioksit verisi Nisan 2020’ye aittir. **Kuru atmosfere dahil değildir. Tablodaki veriler: <https://en.wikipedia.org/wiki/Atmosphere_of_Earth>

Atmosferin Katmanları
https://cdn-acikogretim.istanbul.edu.tr/auzefcontent/20_21_Guz/klimatoloji_atmosfer_ve_sicaklik/2/index.html
  • Troposfer: 0 ile 12 kilometre arası.
  • Stratosfer: 12 ile 50 kilometre arası.
  • Mezosfer: 50 ile 80 kilometre arası.
  • Termosfer: 80 ile 700 kilometre arası.
  • Egzosfer: 700’den 10,000 kilometreye kadar.

Troposfer

gezegeninin en alt katmanıdır. Bu katman tanım olarak 12 kilometreye kadar uzansa da, basıncın burada daha yüksek olması, yüksek yoğunluklu gazların burada sıkışmış olması nedeniyle atmosferin tamamının kütlesinin %80’i burada toplanmış haldedir. yağmur, kar gibi atmosfer olaylarının gerçekleştiği yer de burasıdır.

Stratosfer

Ozon katmanının yer aldığı yerdir. Stratosfer katmanında yükseklik arttıkça sıcaklık artmaktadır. Bu durumun nedeni, burada yer alan ozonun Güneş’ten gelen moröte (UV) ışınımı soğurmasıdır bu da türbülansı kısıtlamaktadır. En alt bölgesinde sıcaklık -60 °C düzeylerinde iken en üst bölgelerinde bu değer 0 °C değerlerine kadar çıkabilir.

Mezosfer

Mezosferde yükseklik arttıkça sıcaklıklar düşer. Bu düşüş -85 °C mertebelerine kadar olan soğukların görülmesine neden olur. Öyle ki eser miktarlarda bulunan su buharı dahi donup kristaller oluşturarak gece parlayan bulutlar (noctilucent clouds) olarak adlandırılan, en yüksek bulutları oluşturur. Bunların bu isimle anılmalarının nedeni, yer yüzünde gün batımı gerçekleşse dahi, atmosferin üst katmanlarının hala güneş ışığı alarak aydınlanmasıdır. Bu sayede hava karardıktan sonra dahi bu bulutlar görünerek ilgi çekici bir doğa olayına neden olurlar.

Termosfer

Kutup ışıkları olarak adlandırılan auroralar termosfer katmanında görülür. Aynı zamanda Uluslararası Uzay İstasyonu (ISS) da diğer birçok uydu gibi bu katmanda yer alır.

Egzosfer

Egzosfer katmanında yoğunluk çok düşüktür, öyle ki bir molekül diğeriyle çarpışmadan yüzlerce kilometre yol kat edebilir. Çoğunlukla da hidrojen ve helyum gibi hafif gazlar burada yer alır. Artık bu katmanda hiçbir meteorolojik olay gerçekleşmez.

Cumali Nefşi

Referanslar:

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s