Merkür, Güneş sisteminin en içteki ve büyüklük, kütle bakımından sekizinci gezegenidir. Güneş’e yakınlığı ve küçüklüğü onu çıplak gözle görülebilen gezegenlerin en zor olanı yapar. Doğuşu veya batışı her zaman Güneş’ten yaklaşık iki saat sonra olduğu için, gökyüzü tamamen karanlıkken asla gözlemlenemez.

Bunu görmenin zorluğuna rağmen, Merkür en azından Sümer dönemlerinde, yaklaşık 5000 yıl önce biliniyordu. Klasik Yunanistan’da güneşin doğuşundan hemen önce bir sabah yıldızı olarak göründüğünde Apollo ve gün batımından hemen sonra bir akşam yıldızı olarak göründüğünde Roma tanrısı Merkür’ün Yunan eşdeğeri olan Hermes olarak adlandırılırdı. Hermes, tanrıların hızlı habercisiydi ve bu nedenle gezegenin adı, muhtemelen gökyüzündeki diğer nesnelere göre hızlı hareketlerine bir göndermedir.

Daha yakın dönemlerde bile, birçok gökyüzü gözlemcisi, Merkür’ü hiç görmeden tüm yaşamlarını geçirdi. 16. yüzyılda göklerin güneş merkezli modeli, Merkür ve Venüs’ün neden her zaman Güneş’e yakın göründüğünü açıklayan Nicolaus Copernicus’un, Merkür gezegenini hiç görmediği için ölüm döşeğinde bir pişmanlık dile getirdiği biliniyor.

Yaklaşık 4,5 milyar yıl önce Merkür, Güneş’e en yakın bu küçük gezegeni oluşturmak için yerçekiminin dönen gaz ve tozu bir araya getirmesiyle oluşmuştur. Diğer karasal gezegenleri gibi, Merkür de merkezi bir çekirdeğe, kayalık bir mantoya ve sağlam bir kabuğa sahiptir.

MERKÜR’DE YÖRÜNGE VE DÖNME hareketleri

Günün size yetmediğini düşünüyorsanız Merkür tam size göre. Bizim için Güneş, her gün doğar ve batar. Merkür’ün yavaş dönüşü ve kısa bir yılı olduğu için, Güneş’in doğup batması uzun zaman alır. Merkür’ün bir tam dönüş yapması 59 Dünya günü sürer. Merkür, her 180 Dünya gününde yalnızca bir gün doğumuna sahiptir! Tuhaf değil mi?

Kulağa garip geliyor ama Merkür’de yaklaşık 2.5 günde bir sene geçer. Güneşe en yakın gezegen olduğu için, etrafı dolaşması çok uzun sürmez. Sadece 88 Dünya gününde Güneş’in etrafında bir devrimi tamamlar. Merkür’de yaşasaydınız, her üç ayda bir doğum gününüz olurdu!

Merkür’ün dönme ekseni, Güneş etrafındaki yörüngesinin düzlemine göre sadece 2 derece eğimlidir. Bu, neredeyse tamamen dik döndüğü ve diğer birçok gezegenin yaptığı gibi mevsimleri deneyimlemediği anlamına gelir.

MERKÜR’DE BOYUT VE MESAFE

2.440 kilometre yarıçapı ile Merkür, Dünya’nın genişliğinin 1 / 3’ünden biraz daha fazladır. Dünya bir nikel büyüklüğünde olsaydı, Merkür bir yaban mersini kadar büyük olurdu.

Ortalama 36 milyon mil (58 milyon kilometre) uzaklıktan Merkür, Güneş’ten 0,4 astronomik birim uzaklıktadır. Bir astronomik birim (AU olarak kısaltılır), Güneş’ten Dünya’ya olan mesafedir. Bu mesafeden güneş ışığının Güneş’ten Merkür’e ulaşması 3,2 dakika sürer.

Yer çekimi Dünya’nın %38’i kadardır. Bu da demek oluyor ki Merkür’de kilo problemi yaşamayacaksınız çünkü Dünya’da 80 kilo olan birisi Merkür’de yaklaşık 31 kg olacaktır.

Merkür, uydumuz aya çok benzemektedir. Bir atmosferi olmadığı için üzeri kraterlerle doludur. Güneş sistemimiz Merkür’e çok hoşgörülü davranmamış, onu sürekli olarak meteor ve kuyruklu yıldız bombardımanına tutmuştur. Oluşan kraterlere önemli insanların isimleri verilmiştir. Hatta Merkür’de bulunan bir kratere Mimar Sinan’a ithafen “Sinan” ismi verilmiştir.

MERKÜR’ÜN YAPISI

Güneş sistemimizdeki en küçük ve Güneş’e en yakın gezegen olan Merkür, Dünya’nın Ay’ından sadece biraz daha büyüktür. Merkür yüzeyinden Güneş, Dünya’dan bakıldığında göründüğünün üç katından daha büyük görünecek ve güneş ışığı yedi kat daha parlak olacaktır. Güneş’e olan yakınlığına rağmen, Merkür Güneş Sistemimizdeki en sıcak gezegen değildir. Bu, yoğun atmosferi sayesinde yakınındaki Venüs’e aittir.

Merkür, kuzey ve güney kutuplarında derin kraterlerin içinde su buzuna sahip olabilir, ancak yalnızca kalıcı gölgeli bölgelerde. Orada, gezegenin güneşli bölgelerindeki yüksek sıcaklıklara rağmen su buzunu koruyacak kadar soğuk olabilir.

Bir atmosfer yerine, Merkür, güneş rüzgarı ve çarpıcı meteoroidler tarafından yüzeyden fırlatılan atomlardan oluşan ince bir ekzosfere sahiptir. Merkür’ün ekzosferi çoğunlukla oksijen, sodyum, hidrojen, helyum ve potasyumdan oluşur.

Merkür ile ilgili başka bir ilginç buldu ise aktif olan çekirdeğidir ve bu çekirdek Merkür’ün 3’te ikisini oluşturmaktadır. Bu kadar küçük bir gezegende bu kadar büyük bir çekirdek olması bilim insanlarını şaşırtmıştır ve incelemeler sonucunda Merkür’ün kaya parçalarını kaybettiği aslında bir zamanlar daha büyük olduğu anlaşılmıştır.

Sürekli olan meteor ve kuyruklu yıldız darbelerine maruz kalan bu gezegenin kaya parçalarının hala Güneş etrafında yörüngede savrulduğu düşünülmektedir fakat Güneş’in parlaklığı ve bu kaya parçalarını küçüklüğü yüzünden bunları gözlemlemek oldukça zordur. Bir diğer teori ise geçmişte başka bir gezegenin Merkür’e çarpması ve büyük bir kısmını yok etmesidir.

Merkür’ün manyetik alanı, gezegenin ekvatoruna göre dengelenmiştir. Merkür’ün yüzeydeki manyetik alanı, Dünya’nın gücünün sadece yüzde birine sahip olsa da, bazen hızlı, sıcak güneş rüzgarı plazmasını gezegenin yüzeyine aktaran yoğun manyetik kasırgalar oluşturmak için güneş rüzgarının manyetik alanıyla etkileşime girer. İyonlar yüzeye çarptığında, nötr yüklü atomları koparır ve onları gökyüzüne yüksek bir döngüde gönderir.

Merkür

Dünya’da kuzey ışıkları görmek için kamp yapmak birçok insanın hayalidir fakat bu kamp rotasını Merkür’ün güneşe bakmayan tarafına planlarsanız kuzey ışıklarından çok daha etkileyici görsel bir şölene tanıklık edebilirsiniz. Hem kendi manyetik alanı hem de Güneş’ten uzaya doğru hareket eden elektromanyetik dalgalar geceleri unutamayacağınız rengarenk bir manzara sunmaktadır.

MERKÜR’DE YAŞAM POTANSİTELİ

Merkür’ün çevresi bildiğimiz gibi yaşama elverişli değildir. Bu gezegeni karakterize eden sıcaklıklar ve güneş radyasyonu, büyük olasılıkla organizmaların uyum sağlayamayacağı kadar aşırıdır.

MERKÜR MİSYONLARI

Merkür, gelişmiş teleskoplar olmadan görülebildiği için eski zamanlardan beri bilinmektedir. Merkür, iki uzay aracı tarafından ziyaret edildi: Mariner 10 ve MESSENGER.

– MARINER 10 misyonu

NASA’ya ait Mariner 10, Merkür’ü ziyaret eden ilk uzay aracıydı ve 1974 ve 1975’te üç yan uçuş gerçekleştirdi.

Mariner 10, bu görev sırasında gezegen yüzeyinin yaklaşık yüzde 45’ini fotoğrafladı.

– MESSENGER misyonu

MESSENGER ise Mart 2011’de Merkür’ün yörüngesine giren ilk araştırma oldu. Gezegenin bileşimini, çekirdeğinin yapısını, manyetik alanını ve yüzeyin çoklu dalga boylarında görüntülerini araştırdı. Görev, Nisan 2015’te Merkür’ün yüzeyinde planlanan bir etkiyle sona erdi.

Bu uzay aracı bize bu gezegenle ilgili çok şaşırtıcı bilgiler getirmiştir. Eminim hepinizin aklına Merkür deyince sıcaklık gelecektir. Çünkü mantık olarak Güneş’e en yakın gezegen, demek aynı zamanda en sıcak gezegen demektir. Merkür’de yüzey sıcaklığı 430 dereceye kadar çıkabilir fakat bizimki gibi sıcaklığı dağıtacak bir atmosferi olmadığından geceleri sıcaklık -170 dereceye kadar düşer. Yani gezegenin Güneş’e bakan kısmı tam anlamıyla bir fırınken diğer kısmı dondurucu şekilde soğuktur. Biz, gezenimizde atmosfer sayesinde böyle bir sıkıntı yaşamıyoruz ve ona iyi baktığımız sürece yaşamayacağız.

– BepıColombo misyonu

2018’de Avrupa Uzay Ajansı, en içteki gezegeni içeride ve dışarıda daha fazla incelemek için iki yörünge kullanacak olan BepiColombo görevini başlattı.

Merkür, iç Güneş Sisteminde en az keşfedilen gezegendir ve BepiColombo 2025’in sonlarında geldiğinde, tüm gezegen keşif tarihinde Merkür’ün yörüngesine giren yalnızca ikinci uzay aracı olacak.

BepiColombo’nun Merkür’deki gezegen ve manyetosferik yörüngeleri

Merkür’ün etrafında uzay aracı işletmek inanılmaz derecede zor! BepiColombo probları, Dünya’nın çevresinden on kat daha yoğun olan Güneş’ten gelen radyasyona maruz kalacak. Ayrıca, Merkür’ün kavurucu yüzeyi, ısıyı yörüngedeki problara yansıtacak kadar sıcak olan 470 ° C’ye ulaşabilir. Korunmaları gerekiyor, aksi takdirde eriyebilirler.

Yine de riskler almaya değer çünkü BepiColombo, birçok Merkür gizemini çözmeye yardımcı olacak. 20. yüzyılın son kısmına kadar, Merkür en az anlaşılan gezegenlerden biriydi ve şimdi bile onunla ilgili bilgi eksikliği birçok temel soruyu çözümsüz bırakıyor.

Güneş Sistemimizdeki gezegen neden diğerlerinden çok daha yoğun? Çekirdeği sıvı mı yoksa katı mı? Neden manyetik bir alanı var? Derin kraterlerde gizlenmiş su buzu var mı? BepiColombo tüm bu soruları ve daha fazlasını araştıracak.

Yelda GÜNDEĞER

KAYNAKLAR

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s